Aerobik Dayanıklılık

Aerobik güç olarak da bilinen aerobik dayanıklılık, aerobik enerji sistemleri içeren, spesifik yorgunluğa bağlı ve uzun süreli egzersizlerdeki performans kapasitesidir. Enerji aerobik enerji sistemi ile sağlanır ve kardiovasküler ve respiratuar sistemler buna aracılık eder. Aerobik dayanıklılık kas dayanıklılığı ile yakın ilişkilidir. Çünkü çalışan kaslara oksijen desteği kalp debisi ve kan akımına bağlıdır. Oksijen desteğinin performansı belirleyen faktör oluşu, vital kapasite ve kalp dakika Volümünün (kalp debisi) aerobik performansı sınırlayıcı faktör oluşuna bağlıdır. Sporcunun strese ve uzun süreli dayanıklılık aktivitelerine adaptasyonuda yine kalp debisi ve vital kapasiteye bağlıdır.

Dayanıklılık antrenmanlarında doğru nefes alma teknikleri önemli rol oynar. Uzun süreli egzersizde oyuncular derin ve ritmik nefes almayı öğrenmelidirler.

Aktif soluk verme; maç boyunca dayanma gücünü yükseltmek için kritik değer taşır. Bir çok sporcu akciğerlerinden çıkaracakları havayı, etkin bir şekilde çıkara­bilmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Çünkü performans için ihtiyaç duyulan oksijeni akciğerlerden doğru bir nefes tekniğiyle boşaltmak suretiyle sağlayabiliriz. Güçlü bir soluk verme maç içerisinde oyuncu çok yorgun olduğu kritik dönemde bile gereklidir. Uygun oksijen desteği yorgunluğun arttığı ve stresin ağırlaştığı egzersiz periyotlarında oldukça önemlidir.

1. Aerobik dayanıklılık: Yapılan işle, harcanan enerji dengelidir. Genellikle organizma O2 borçlanmasına girmeden yeterli O2 ortamında ortaya konan dayanıklılıktır. Aerobik dayanıklılıkta enerji, oksijen ve enerji kaynaklarından faydalanarak yanma (oksidasyon) yolu ile sağlanmaktadır. Aerobik enerji elde edilmesi açısından, dayanıklılık tamamen organizmanın aerobik enerji üretimine dayalı olarak ortaya çıkan bir dayanıklılık türüdür. Bir başka deyişle 10 dakikalık bir sürenin üzerinde yapılan aralıksız çalışmalarda, zaman uzadıkça tamamen aerobik enerji sistemine bağlı olarak geliştirilir. Kişinin maksimal yüklenmeli bir çalışma anında kullanabildiği maksimal O2 miktarıdır.

 

2. Anaerobik dayanıklılık: Süratli dinamik, çok yüksek ve maksimal yüklenmelerde organizmanın vücuttaki enerji depolarından yararlanarak, herhangi bir sportif faaliyeti sürdürebilmesidir. Anaerobik çalışmaların temelinde iki reaksiyon söz konusudur:

a) Kreatin fosfat reaksiyonu: (Alaktik anaerobik yol) Bu reaksiyonda kreatin fosfat ATP’nin yeniden sentezlenebilmesi için enerji kaynağı olarak kullanılmakta­dır.

b) Glikoz reaksiyonu: (Laktik anaerobik yol) Bu reaksiyon ise, karbonhidratların fermantasyonu ile sağlanmaktadır. Enerji oluşumuna bağlı olarak da LA asitte bir artış meydana gelir.

Bu yazı Dayanıklılık kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir